Superman: Red Son Film İncelemesi

DC, Marvel kadar başarılı bir sinema evreni kuramamış olmasına rağmen animasyon filmleri her zaman kendinden bahsettiriyor. Özellikle alternatif hikayeleri ve değişik senaryoları bize animasyon olarak izletmeleri çok iyi. Marvel da bu taktiği What If? serilerini Disney Plus’ta dizi bölümü olarak bize sunacak. Bugünkü alternatif hikayemiz Superman, Amerika yerine SSCB’ne düşseydi ne olurdu? Superman: Red Son (Superman: Kızıl Evlat) bize bu senaryoyu izletiyor.

Henüz filmi izlemediyseniz kesinlikle izlemenizi öneriyorum. Bağımsız bir film olsa da içinde birçok DC karakterini bulundurduğunu da söylemek isterim. DC, sadece ya öyle olsaydı şeklinde olaya yaklaşmamış aynı zamanda bize farklı ve yeni bir bakış açısı da sunmuş. Yazının devamı spoilerlı yani izledikten sonra okumanızı tavsiye ederiz.

Superman: Red Son Film İncelemesi - Sinema Hanedanı 

Eğer filmi izlediyseniz film hakkında konuşabiliriz. Öncelikle filmin başlangıcı benim çok hoşuma gitti. Başta çok anlamamıştım fakat düşününce çocuklar bir kenara, daha büyükler için de mesajlar içeriyor diyebiliriz. Filmde Stalin gibi gerçek karakterler olması ve buna yapılan göndermeleri küçük yaşta ya da bilmeyen insanlar kaçırmış olabilir. Superman’in karakter gelişimi güzeldi. En keskin viraj madene indiğinde annesi ve babası ölmüş çocuğun “kilometrelerce ilerideki düşen yaprağın sesini duyduğunu söylüyorlar, peki bizim çığlıklarımızı hiç mi duymadın.” sözü. Orada gerçekten ağlayacaktım, çok etkilendim. Lex Luthor, bizim bildiğimiz Lex Luthor değildi ama onun için hep bir twist noktası bekledim. Hepimizin şaşırdığı şey de eminim ki Lois Lane. Superman’le çatıda ilk konuştukları andan beri sevgili olacaklar dedim fakat bu konu hiç işlenmedi. Hem Lex Luthor hem de Lois Lane konusunda bir twist yapılmadı ama bir şekilde beklenilen şeylerin yapılmaması da twist sayılabilir (Ne dedim şimdi ben?)

Lex Luthor gri bir karakter. Ve bunu filmde iyi kullanmışlar. Gerçekten zekice planları ve manipülasyonları olan birini izledik. Sadece aradan fazla zaman geçtiği için bu siyah-beyaz aralığı biraz hızlı. DC evreni kısmına gelirsek, Wonder Woman çok güzeldi. Superman’le sadece arkadaş olması gerçekten güzel karar. Fakat Diana Prince, Themiscyra’ya daha bağlı. Süpermen’in yönetimin başına geçmesiyle yaptığı her şey mantıklı fakat Amerika’ya karşı, zaten kendi düşecek ben uğraşmayacağım sadece izleyeceğim tavrı bana çok inandırıcı gelmedi. Wonder Woman da çok politik bir karakterdi ama her şeyin içinden bu alternatif bir evren diyerek çıkabiliriz.

Superman: Red Son Film İncelemesi - Sinema Hanedanı

Green Lanternleri görmemiz bu filmi DC filmi yapan şeylerden fakat fazla hızlı harcandı sanki. Bu filmdeki düşmanımız gayet iyi ama Green Lanternler, olaya bir anda dahil oldu ve bir anda gittiler. Daha fazla izlemeliydik ya da hiç izlememeliydik diye düşündüm. Batman mevzusuna gelirsek, harikaydı. En son Joker’i izlediğim için midir bilmem ama Batman’i, Wonder Woman ve Süpermen’le savaşırken görmek çok hoşuma gitti. Özellikle filmin ismine yapılan red sun (kızıl güneş), resmen gözlerim açık kaldı.Tam Batman’in yapacağı gibi bir intihar sahnesiydi. Wonder Woman’ın beyaz saçları ve kıyafetiyle daha çok izlemek isterdim. Filmle ilgili tek beğenmediğim şey sonu. Düşmanımızla dövüş, Lex Luthor ve Superman’in tekrar kahraman olması, kendini feda etmesi. Ama Superman’in ölmesi bence daha dramatik ve bu hikayeye yakışan bir son olurdu. Lois Lane‘in sahnesi sadece gönderme için konulmuş.

İlk 1 saatin nasıl geçtiğini bile anlamıyorsunuz. DC’nin güzel filmleri arasına kesinlikle girer.

-DİSCORD SUNUCUMUZA KATIL-

Ece Sude Sözen

16 yaşında 8 yıllık yazar, 6 yıllık şair ve çok yeni bir senarist. Hayatını film, dizi izleyerek geçirdi.

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu