Justice League: War Film İncelemesi

Yeni filmlerin çıkmadığı bu dönemde çareyi eski filmleri izlemekte bulduğumu az çok yazılardan anlayabilirsiniz. İlk olarak alternatif bir evrende geçen Superman: Red Son (Süpermen: Kızıl Oğlan) ve Flashpoint Paradox (Flashpoint Paradoxu) filmlerini izleyip yazılarını yazmıştım. Fakat o filmler bir evren kurmuyordu. Şimdi konuşacağımız Justice League: War (Adalet Birliği: Savaş) DC animasyon evreninin başlangıç filmi olarak geçiyor o yüzden bundan sonra sırayla gideceğim. Yazı spoiler içeriyor haberiniz olsun. Eğer izlemediyseniz kesinlikle izlemeniz gereken bir film izledikten sonra okumaya devam edebilirsiniz.

Kısa kısa karakterden başlayalım. Batman gerçekten çok iyiydi. Gülümsediği an önce şaşırdım fakat sonra yüzüğü aldığı için olduğunu anladığımda ben de güldüm. Green Lantern’i fazla gördüğümüzü düşünüyorum fakat onu izlemek keyifliydi. Wonder Woman’ı bu dünyayla yeni tanışmış ve çok heyecanlı davranışları olması gerektiği gibiydi sadece Wonder Woman’ın bir sivile kılıç çekeceğini düşünmüyorum. Süpermen’in karakterinden çok onun olaylarına etkisine odaklanmamızı istediklerini düşünüyorum. Cyborg çok sevdiğim bir karakter değil ve neden her Justice League filminde onun dönüşüm hikayesini izliyoruz bilmiyorum. Shazam’a fazla odaklanmadık ama Billy Batson’a yeterli zamanı vermişler çünkü sadece 3 saniye göründüğü filmleri de biliyoruz. (Flashpoint Paradox’tan bahsediyorum.) Flash olarak Wally West’i görmek isterdim yine de Barry Allen en sevdiğim versiyonlarından oldu.

Justice League: War Film İncelemesi - Sinema Hanedanı

Filmde karakterlerin yavaş yavaş ve mantıklı bir şekilde toplanması heyecanımı yükseltti çünkü “sondaki savaşta beraber onları görmek istiyorum” hissini yaşadım. Çok detaya inmeden her karaktere gereken zaman ve hızlandırılmış bir anlatım yapmışlar. Konuya hakim olduğum için sıkıntı yaşamadım ama bilmeyen birine önce karakterlerden bahsedip sonra izlemesini söylerdim. Justice League ya da Suicide Squad gibi bir film değil en azından.

Acaba bu film animasyon olmasaydı ve DC evreni bu filmle başlasaydı ne olurdu diye düşündüm. Eğer animasyon olmasaydı “karakterlere az vakit ayırmışlar, çok sıkıntı değil fakat Darkseid’ı daha tanımamız lazımdı” derdim. Supermen tek başına çok güçlü olduğu için son dakikalarda gelerek olayı bitirir ve bu her filminde kullanılır. İlk defa bu kadar güzel kullanıldığını gördüm. Eğer Supermen hemen filmi bitirmesin istiyorsanız, bu şekilde olmalı. Batman’in, takımın farkında olmasına rağmen tek başına Supermen’i kurtarmaya gitmesi de Batman’e iyi bir denge kurmuş. Kalabalık kadrosu, sahnelerde animasyon olduğu için avantajlı oldukları sahneler, öne çıkarılan karakterler ve Shazam’ın Wonder Woman’a vurabilmesi gibi detayları düşününce sinemada bu filmi izleseydik bu kadar etkilenmezdik.

Justice League: War Film İncelemesi - Sinema Hanedanı

Darkseid’ı tanısaydık, biraz daha anlasaydık dedim ve bunu görmeyi isterdim. Bir planı olduğu belli rastgele yapmıyor fakat neden, nasıl gibi sorular biraz havada kalmış. Karakter sayısını, hikayeyi, aksiyonu düşününce biraz taviz verebilirim. Takıldığım konu takımdaki herkesin Wonder Woman’a tavrıydı. Green Lantern ve Flash arasındaki “dips (benimdir)” şakası anlaşılabilirdi ve tek sefer olup bitecek sandım özellikle de Flash ve Green Lantern’in kişilikleri düşünülünce. Fakat sonrasında Shazam’ın da bu konuyla ilgili espri yapması, Supermen’le flört havaları ve son sahnede Steve Trevor çok hoşuma gitmedi.

Aksiyon sahneleri gerçekten çok güzeldi, Justice League: War (Adalet Birliği: Savaş) filmi adının hakkını veriyor. Özellikle son dakikalarda her karakterin tüm gücüyle ve beraber son vuruşu yaptıklarını anlayabiliyorsunuz. Darkseid geldi, gitti, kazandık, kaybettik derken ellerimi yumruk yapmış “hadi” diye bağırıyordum resmen. Yine de son vuruşu Supermen’in yapmasını da sağlamışlar.

Savaşın denize yakın yerlerde yapılması, sürekli denizle ilgili olaylar yaşanması “şimdi Aquamen gelecek, şimdi gelecek” dememe sebep oldu fakat kendisini göremedik. Jenerik sonrası sahnede Kral Orm’u intikam ister haliyle gördüğümüze göre sonraki filmde Aquamen’le karşılaşacağız.

DC sinema evrenine kıyasla bu evde olduğumuz dönemde DC animasyon evreniyle mutlu olabiliriz.

Ece Sude Sözen

16 yaşında 8 yıllık yazar, 6 yıllık şair ve çok yeni bir senarist. Hayatını film, dizi izleyerek geçirdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu